Eğitim Sen'den gündeme dair sert açıklamalar

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Yolsuzluk, Rüşvet, Yağma ve Talan Politikalarına Son Verilmelidir!` başlıklı açıklama metnidir.

 11 yıldır tek başına iktidar olan AKP`nin yıllardır adım adım inşa ettiği yolsuzluk ve rant düzeni, 17 Aralık`ta başlatılan, yolsuzluk, rüşvet ve kara para aklama gibi iddialarla sürdürülen operasyonlar sonrasında daha net görülmeye başlanmıştır. 

Yıllardır en temel ekonomik, demokratik talepleri yok sayılmış, bütçeden pay isteyen kamu emekçilerinin; eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek talep eden eğitim emekçilerinin talepleri "kaynak yok" denilerek reddedilmiştir. 

Yaşanan gelişmeler son 11 yıl içinde başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere bütün bakanlıklar tarafından yapılan ihalelerin incelenerek yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir. Özellikle FATİH projesi bütün yönleriyle ele alınmalı, MEB bünyesinde yapılan bütün ihaleler, bağımsız kurullar tarafından yeniden ayrıntılı bir şekilde incelemeden geçirilmelidir.     

2014 bütçesinin görüşülmesi sırasında Sayıştay raporları ile tespit edilen usulsüz harcamaların AKP`nin çabalarıyla gündeme alınmadığı bir dönemde, bir ucu siyasi iktidara kadar uzanan yolsuzluk ve rüşvet operasyonun başlamış olması anlamlıdır.   

11 yıldır hemen her konuda ittifak halinde olan, muhaliflerine karşı ortak siyasi operasyonlar yapan AKP-Cemaat birlikteliğinin, ekonomik ve siyasal rant paylaşımı üzerinden çatışma içine girmesi sonucunda en çok mağduriyet yaşayanlar geniş halk kesimleri ve siyasi operasyonlar sonucunda tutuklanarak cezaevlerine doldurulanlardır. 

Yıllardır halktan, emekçilerden esirgenen kaynaklar, birtakım çevreler tarafından siyasi nüfuz kullanılarak yolsuzluk ve rüşvetin kaynağı haline getirilmiştir. Operasyonların merkezinde bakan çocuklarının, bazı iş adamlarının ve adı kara para aklama suçuna karışmış birtakım kişilerin de olması Türkiye tarihinin en büyük, en kapsamlı ve en organize yolsuzluk operasyonu ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.   

Operasyonun başlamasının hemen ardından soruşturmayı yürüten polislerin görevden alınması, Adli kolluk yönetmeliğinin değiştirilmesi ve savcıların görevden el çektirilmek istenmesi, operasyonun ucunun siyasi iktidara dayandığını ve siyasi müdahaleler üzerinden gerçeklerin üzerinin örtülmek istendiğini göstermektedir. 

Henüz yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile ilgili olarak bütün gerçekler ortaya çıkarılmamış olmasına karşın, Başbakan başta olmak üzere hükümet çizgisinde yayın yapan televizyonlar, gazeteler ve yandaş sendikalar, yolsuzluk ve rüşvet operasyonları karşısında "tek ses, tek yürek" olmuş, yolsuzluk yapanların açığa çıkarılmasını isteyenleri suçlayan açıklamalar yapmış olmaları kabul edilemez. Yıllardır "adalet" ve "hukukun üstün­lüğü" gibi kavramlarla her türlü yolsuzluğun, adaletsizliğin ve hırsızlığın üzerini örtme girişimlerine izin verilmemelidir. 

Siyasi iktidar ve AKP hükümeti temsilcilerinin, yapılan operasyonu "küresel bir komplo" olarak değerlendirmesi, Türkiye`nin "büyümesini istemeyenlerin", "ekonomik istikrarı" ve "huzur ortamını" bozmak isteyenlerin yapmaya çalıştığını iddia etmesi, içine düştükleri acizliğin ve yolsuzluk soruşturmasının hedefinde olduklarının somut bir yansımasıdır. 

Yapılan bütün siyasi müdahalelere rağmen her geçen gün derinleşmesi kaçınılmaz olan yolsuzluk ve rüşvet operasyonların yıllardır üzeri örtülen çok sayıda yolsuzluğun, hırsızlığın, yağma ve talanın gelinen aşamadan sonra halktan gizlenmesi mümkün değildir.  

İktidarın olanaklarını kullanarak yolsuzluk yapan, kendi çıkarları için rüşvet çarkı kuran ve işletenler, yolsuzluklar üzerinden sağladıkları kaynaklarla küfeleri dolduran ve her türlü kirli ilişkiye girenler ortaya çıkarılmalı, başta siyasiler olmak üzere bu işte sorumluluğu olanlar hesap vermelidir. 

İlk yorum yazan siz olun

Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mebpersonel.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Sendikalar Haberleri